değer
yarın 1 mayıs. burjuva denilsin biraz, işçilere bakınılsın, "snıf snıf" diye koklanılsın, olabilite'ye inanılsın, acaba denilsin. istiyorum. böyle diyorum ,şimdi, politik olmak na-cool. (politik'im demiyorum) alttan bakıyorlar bana, yandan gülüyorlar, içten sövüyorlar.
nükleer
bulanık
istanbul'un güzide semtlerinden birinin sokaklarında sanat eserleri yaşıyor, yaşatılıyor. ben: kimdir bu sanat eserlerinin yaratıcıları, ne ara yapıyorlar bunları, onları bunları buraya yapmaya ne "mecbur kılıyor"…falan filan derken… içlerinden birine (nalan yırtmaç'a) bi yerlerde rastladım, bedava sanat ne güzelmiş diyorsun, hiç bir karşılık beklemiyorlar diye düşünebiliyorsun, bu ruhun ve anlayışın diğerlerine de yansımasını istiyebiliyorsun, diğerlerine ve bu leydi'ye selamı çakabiliyorsun.
taktir
yeni bir saç modeli, belki, ya da tek parçalı mayo, olmadı konseptli partilerde benden olanlarla takılmaca,… hangisi olursa artık, bu zamanlar öyle zamanlar. siberpunk ile ilgili bir şeyler okudum. tarih burda. yazılıyor.
bunlar
denge
hemen herkesi ilgiliendirebiliyor derbiler. neden yıllarca bu kadar uzağında kaldım ve hala bu kadar bi' haberim, bi sebebi yok. mesela kazanınca takımları o kabarışları sonra yenilince, milyonlarca bahane uydurabilmeleri, koca koca insanların bile, bir oyuna, spora ya da işte nasıl tanımlıyım bilmem bu kadar bağlanabilmeleri ve sahiplenebilmeleri ve soluksuz takip edebilmeleri… bi şeyler kaçırıyormuşum gibi geldi bugün birahanelerin, cafelerin önündeki o yığınları görünce. neyse…
![]()
işlev
büyüklüğünüz mü işleviniz mi adi medya? kendilerini büyük sanan işlevsiz medyanın sinir bozucu köşe yazarlarını doğuya/güneydoğuya göndermelerine, onların da oraları yabancılaştırarak anlatmalarına ne buyrulur? sizi bilmeyiz ama oralar ve buralar biz svejklere hiç yabancı değil…
![]()
tani$-ma
sanatçilarla tani$mak tehlikeli. yarattiklarinin di$inida bir hayatlari oldugunu dü$ünmek, gündelik sorunlarla ugra$tiklarini ögrenmek, çevresindeki "siradan" insanlarla konu$malarini i$itmek o sanatçiya olan hayranligi, saygiyi, ula$ilamazlik hissiyatini yerle 1 edebiliyor. sevgilinin tuvaletini yaptiginin farkina varmak gibi bi $ey. haril haril haksizliga kar$i duran, hem de öyle böyle degil, tepeden tirnaga muhalif bir yazarin, bir yerlerde, herhangi bir yerlerde dedikodu yaptigini dü$ünsene ya da yaptigi resimlerle bamba$ka formlar, anlatim biçimleri denemi$, kabul edilmi$ bir ressamin indirim gunlerinden yararlandigini ya da ya da saygin festivallerde çalmi$ bir müzisyenin internete porno aradigini….o yüzden mesela alakasiz gelebilir ama sanatçilarin ölmesi beni pek üzmez. tabi daha iyisini yaratma olasiliklari var ama söyledikleri ile çeli$me,yaptiklarindan pi$man olma, "gündelik olma" gibi olasiliklar da var. adalet agaoglu nun -mesela- bir dügün gecesi romanini okuduktan sonra bunu hissetmi$tim çok önceleri… nitekim ihd hakkinda yaptigi yorumlar sinirimi bozmami$ degildi hani zamaninda…
![]()
***
fürüzan (firuzan?) ın 47'liler adlı romanı vardır, bilenler bilir, ben okumadım, 31'liler i çağrıştırdı bana bugün gördüklerim. son model -en son son model- cep telefonunda çıplak kadın şeysi resimlerine bakıyordu otobüste tepesine dikildiğim biri. o biri ki koluyla saklamaya çalışıyordu baktığı şeyleri,saklamasın, ben gördüm.çıplaklardı. belki dedim 27 ay taksitle almışsındır bunu, haklısın. sonra dedim tanıyamıyoruz ki dedim, bir tanısak dedim. güldük.
blog vs me
başlıyorum diyip başlamak (başlayamamak?) amma zormuş. öyle öyle, hiç "sen yaparsın" deyip sırtımı sıvazlama. daha tam olarak çözemedim bile (neden,neden,neden…)
Hello world!