arka duvar
biz bu olanlara nasıl katlanıyoruz? çelik gibi sinirlerimiz, ekşimeyen midelerimiz mi var, ya da beyin pörtlemesi yaşıyoruz (”ay çok geçmiş olsun kardeş”) twenty-first century digital boy ‘uz bi nevi. haberleri izlemeliyim diyorum. taraflı, sansasyonel, şok edici haberleri. en azından bunu yapmalıyım.
üretim sektörü acayip, burdan duyuruyorum. on binlerce ve milyonlarca üretiyorlar. “yeter, durun” diyeceğim nerdeyse, “daha dün ürettiklerimiz tüketilmemiştir” (çekil şöyle kenara bee).
plan
önce bir özür (anyone, e, benhayattayken, blogkardeşliği) yan taraftaki link listesi görünemiyor, görünüyor diyor da görünemiyor. çabalıyorum.
Şu andan itibaren ben yalnızca müdürüme karşı sorumluyum, kendimi geçtim, insanlığı geçtim, yanlız ona. ne güzel, ne yapacağımı söyler o, yapmazsam başıma ve başımıza neler geleceğini sezdirtir, “bitmedi mi” der, “hadi”. tatlı ve sert, ama çokca sert. bize yüz vermeye gelmez, düşünmesi bile korkunç. olması bile (burada ne yapılıyor, allahaşkına, bana da söyleyin).
resim lennon karpostalı, vakti olanlara “free as a bird” analizi. beni tutmayın, müdürüm, sonra.
durum
bunlar ayak sesleri (pata pata pat) merdivenden inişler, gergin bekleyişler. “ne istiyorsun tam olarak, yani ne bekliyorsun” diye soruyor. gülümsüyorum. konuşurken gözlerine gözlerine bakıyorum. konuşurken önüne önüne bakıyor. “yalanlarına inanıyorum” bakışını veriyor. el sıkışıyoruz sonra. merdivenden inişler yine (pata pata pata). ”hizmet sektörü ba bayy, üretim sektörü merhaba” diyorum, sol yumruğumu kaldırmışım, fark ediyorum.
ünlü;terle ve kendine gel (link)
sıçtık,yaz
gündem sıcak. “buraya geldiğimden beri israil-filistin arasındaki durumdan haberdar değilim” diye yazmış ‘80 lerde (özlüyoruz o zamanları ama bir şey değişmemiş). kırılmış delikanlı kalpleri gördüm bu arada. arkalardan sövmeceler. ben de vazgeçerim bir ihtimal. zaten kim kimi ilginç bulmuş ki.