belediyesi
akşam saatler dokuz buçuğu geçer, ellerde kağıtlar, tak tak, kapıları çalıyorkene biz, biz derken: ben, diğeri ve göğüslerini aldırmış olan teyzemiz, bıyıklı-göbekli, atletli-şortlu, kanlı-bıçaklı kapılar açılıyor (ooo). ”belediyenin bu uygulamayı durdurması için imza” diyoruz. ”işe yarar mı allahaşkına” yapıyor kapılar, referans yapıyorum öne doğru “hiçbir şey yapmamaktan iyidir,ha?” diyorum, güleç yüzlüyüm, kalemi uzatıyorum, ürkütmemek lazım kargayı, “iyi madem”. imzaları alıyoruz,mersi. imzalar ve dilekçeler cumburlop belediyeye teslim. belediye, muhafazakar nefesler, tel tel bıyıklar ve korkunç renkteki amblemler ile inanılmaz (biz?). şimdi de bekliyoruz (yar bize bir eğlence).
düğün
otoban kenarında bir yerleşkede adam boyu evler (evler mi), kömürlükler (kömürlükler mi), adamlar, çocuklar, kadınlar… ay ben alışkın değilim ki, otantik doğuya hayran bir turistim, görmedim, duymadım, bilemem. orada kına gecesi (kına gecesi mi), efendim, ben üretim sektöründe çalışırkene harıl harıl, memlekette kültürler devrimi, kına gecelerine baksanıza. çocuklar, ne korkunç, rap yapıyorlar (rap mi), büyükler, ne korkunçlar da, “burası amerika mı”, internet kafeler bu kadar mı çaresizim, devam edemiyorum…
takviye
jose saramago bahsetmişti, bir zamanlar bir yerlerde hiç bir şeycikler olmuyormuş. öyle ki insanlar günlüklerine sadece hava durumunu yazıyorlarmış. cesare pavese bahsetmişti, direniş yer altındayken umut vericiymiş, şimdi ise felaket habercisi. sıcaklardan bahseden var mı? (bahsetmek için bahsetmekten?)